Her 2 saniyede bir kişi inme geçiriyor

150

Öztürk: “Dünyada bir yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor, 6 milyon kişi ise inme nedeni ile hayatını kaybediyor. Yeni raporlara göre her 2 saniyede bir kişi inme geçiriyor.”

serefnur_ozturk

 

Türk Nöroloji Derneği Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, 25 Kasım 2016-1 Aralık 2016 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan 52. Ulusal Nöroloji Kongresi ile ilgili bilgiler verirken, vasküler nöroloji ve inme konusunda da Medimagazin’e açıklamalarda bulundu.

Nörolojinin sadece bilim alanında değil, sosyal ve yaşam alanlarında da etkili olarak, tüm dünyada gelişmeye devam ettiğini dile getiren Öztürk, “Ülkemizde de nöroloji, yüzyılın bilim dalı olarak giderek daha fazla ilgi görmekte ve daha fazla etkide bulunmaktadır. Alanımızdaki gelişmeleri yakından izlemeyi ve bu gelişmelere katkıda bulunmayı hedefleyen ulusal kongrelerimiz her yıl artan coşkuyla ve güçle gerçekleştirilmektedir.” dedi.
“Göç ve nörolojik hastalıklar” incelenecek

Bölgedeki nörolojik sorunların komşu ülke temsilcileri ile paylaşılıp gözden geçirileceği “In the Region” oturumunda “Göç ve Nörolojik Hastalıklar” konusunun ele alınacağını dile getiren Prof. Dr. Öztürk, nöroloji hizmet ve eğitim alanında yer alan hemşireler için de kurs düzenleneceği bilgisini verdi.

Çevrenin nörolojik hastalıklar üzerinde etkisinin de ele alınacağı kongrede 26 yarım, beş tam gün olmak üzere 31 kurs düzenlenecek.
Nöroloji uzmanlarının sorunları da ele alınacak

Kongrede, nöroloji uzmanlarının karşılaştığı sorunların da ele alınacağını ifade eden Öztürk, “Özellikle mecburi hizmet görevini yürüten nöroloji uzmanlarının karşılaştıkları sorunlar ve özel sağlık kuruluşları da olmak üzere nörolojinin farklı alanlarında çalışan nörologlar, özlük hakları ile ilgili problemlerini, mesleği uygulama sırasında karşılaştıkları sıkıntıları,  deneyimlerini aktarabilecekler ve hukuksal destek de dâhil olmak üzere çözüm önerileri birlikte tartışılacaktır.” açıklamalarında bulundu.

“Serebrovasküler hastalıklar birinci derecede fonksiyon kaybına neden oluyor”

Prof. Dr. Öztürk, “Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de birinci derecede fonksiyon kaybına neden olan, ikinci sırada ölüm nedeni olan serebrovasküler hastalıkların önlenmesi, tanısı ve tedavisini içeren ‘Vasküler Nöroloji’ kongremizin ana teması olarak belirlendi.

Ciddi bir halk sağlığı problemi olarak da değerlendirilmesi gereken bu alanda Türk Nöroloji Derneğinin ilgili çalışma grupları etkin bir işbirliği ile konuyu bütüncül bir yaklaşımla ele alacak. Tanı ve tedavi olanakları hızla gelişen bu alanda hızlı tanı ve etkin trombolitik ve girişimsel tedavilerin ülkemizde daha fazla ulaşılır olabilmesinin yolları da aranacak ve bu konuda yasal düzenlemeler de ilgili birimlerle gözden geçirilecektir.” açıklamalarında bulundu.
Dünyada bir yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor

Dünyada bir yılda 17 milyon kişinin inme geçirdiğini, 6 milyon kişinin ise inme nedeni ile hayatını kaybettiğini ifade eden Öztürk, “Yani yeni raporlara göre her 2 saniyede bir kişi inme geçiriyor. Ne yazık ki ülkemizde de durum farklı değildir. Son açıklanan TÜİK raporlarına göre Türkiye’de beyin damar hastalıkları nedeni ile hayatını kaybeden kişilerin sayısı 2015 yılında yaklaşık 38 bine ulaşmıştır.” bilgisini verdi.
Her altı kişiden biri inme ile karşılaşıyor

İnme hastalığının her altı kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kere karşılaştığı bir durum olduğunu söyleyen Öztürk, inme ile karşılaşan hastaların en kısa sürede nöroloji uzmanına başvurması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Öztürk, “İnme tedavisinde önemli basamaklar olan hastane öncesi dönem, hastane- inme ünitesi ve daha da ideali inme merkezine ulaşım, kanıtlanmış en etkin tedavi olan trombolitik- girişimsel tedavinin uygulanması, nörorehabilitasyon olanaklarının da geliştirilmesi inme tedavisinde kalite parametrelerinin ideal düzeye çıkmasını sağlayacaktır.  Nörologlar bu konuda gereken bilgi ve donanıma sahiptir, uygun düzenlemelerle çağın getirdiği bu tedavi olanaklarını en yaygın şekilde hastalarına uygulamaya hazırdırlar.” ifadelerini kullandı.

İnme hastalığında farkındalığı artırmak, koruyucu ve tedavi edici koşulların iyileştirilmesine dikkat çekmek üzere 29 Ekim gününün Dünya İnme Organizasyonu [World Stroke Organization (WSO)]  tarafından “Dünya İnme Günü” olarak ilan edildiğini ifade eden Öztürk,

“İnme günü’nden amaçlandığı şekilde, inmeden korunma, etkin ve hızlı tedaviye ulaşabilme, inme sonrası rehabilitasyon ve sosyal yaşamın iyileştirilmesine yönelik kurum ve organizasyonların aktivitelerini her inmeli bireye ve hasta yakınına ulaştırabilmeye yönelik düzenlemelerin de yetkili organlarca bu alanın deneyimli uzmanları ile işbirliği içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” dedi.
İnmenin toplum sağlığı açısından önemi

İnmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, inme hastalarının risk faktörlerini azaltacak yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bilgilendirilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Öztürk, “Okullardan başlamak üzere sebze ve meyveyi yeterince içeren doğru beslenme alışkanlıklarının edindirilmesi, sigara ve alkol kullanımının önlenmesine yönelik bilgilendirme, fiziksel aktiviteyi artıracak faaliyetler ve ortamların sağlanması, hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıklarının düzenli kontrolü ve uygun tedavisi, obeziteyi önleyecek stratejiler sadece sağlık merkezleri ile değil, okullar, parklar, spor merkezleri ve halk eğitim stratejileri ile bir bütün olarak ele alınmalıdır.” dedi.
Zaman beyindir!

İnmenin beyin-damar hastalıklarının ani olarak ortaya çıkan ve çok hızlı tedavi gerektiren bir durum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Öztürk, “İnme tedavisinde en önemli faktör tedaviye çabuk ulaşabilmektir ki biz bunu “Zaman beyindir,” şeklinde ifade ederiz. Yani kaybedilen her dakika beyinde milyonlarca hücrenin ölümü demektir.” dedi.

‘En etkili yöntem olan trombolitik tedavi ancak yüzde 3 oranlarında uygulanabiliyor’

Günümüzde inme tedavisini etkin olarak uygulayabilmek için asgari şartlar mevcut olduğu hâlde, inmenin kanıtlanmış, en etkili tedavisi olan trombolitik tedavinin, yani damar içindeki pıhtıyı giderici tedavinin ancak yüzde 3 oranlarında uygulanabildiği bilgisini veren Öztürk,

“Bu durum antibiyotik ile tedavi edilecek bir hastaya antibiyotik vermemek kadar kabul edilemezdir. Ancak, bu tedavi imkânlarının daha yaygın olarak uygulanabilmesi için bir nöroloji uzmanı yönetiminde, inme konusunda özelleşmiş ünitelerin, nörolojik yoğun bakımların sayısı ve olanakları artırılmalı, yeterli insan gücü sağlanabilmesi için eğitimler sürdürülmelidir.” şeklinde konuştu.
Sağlık stratejisinde “Küresel İnme Beyannamesi”

Prof. Dr. Öztürk sözlerine, “İnme hastalarının korunma ve tedavilerine yönelik olarak hazırlanan ve ilk kez 2014 yılında İstanbul’da yapılan Dünya Strok Kongresi’nde oluşturulan ve ilan edilen “Küresel İnme Beyannamesi”ne göre; inme hastaları beyin-damar hastalıklarından korunma, risk faktörleri konusunda bilgilenme, risk faktörlerinden korunmak için ortam ve tedavi yaklaşımlarına ulaşımda, inme belirtileri konusunda yeterince bilgilendirilmiş olma ve hızlı, etkin tedaviye ulaşabilme, inme sonrası sosyal olanaklar ve rehabilitasyon tedavilerine ulaşım konularında haklarını bütün dünyaya ilan etmişlerdir.

Bu haklar hem hasta hakları hem de temelde insan haklarını içermektedir; bunun da ötesinde mutlaktır ki hastasını en etkin şekilde tedavi etmek isteyen biz nöroloji uzmanlarının da en temel hakkıdır ve sağlık stratejileri oluşturulurken mutlaka dikkate alınmalıdır.” ifadelerini de ekledi.